Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Sinemasına Panzehir

Türk Sinemasına Panzehir

Sinema alışkanlığı pek olmayan biriyim. Beni heyecanlandıracak bir film olduğu takdirde sevdiğim biriyle gidip izlerim. Dün de kardeşim ve sevgili arkadaşım ile birlikte Panzehir'i izledik.


Film hakkında 3 farklı konuya değinmeden hemen önce film tanıtımının eksik olduğunu belirtmek istiyorum. Nice fimler aylar öncesinden TV reklamı dahil her yerde reklam yayınlarken bu filmin reklam bütçesi çok kısıtlı bırakılmış. Filmin gişe sonuçları kulaktan kulağa yapılacak reklama bırakılmış gibi. Sonuçları yakın zamanda göreceğiz.


Emin BOZTEPE


Başroldeki oyuncu. Film boyunca bir kaç karenin dışında her yerde o var. Onun hikayesini izliyoruz. Karakter kendisi ile o kadar uyumlu ki sanki gerçek hayat hikayesini izliyoruz.

Kendisi tıpkı filmde oynadığı karakterdeki gibi Almanya'da büyümüş bir Türk. 1960'lı yıllardaki göç eden ailelerden birinin ferdi. Bugün Dünyaca ünlü bir dövüş sanatı (Wing Tsun) uzmanı. 50 ülkede 500’ün üzerinde okul onun sistemini kullanıyormuş. Ama ünlü olmayla ilgili bazı sıkıntılar da çekmiş biri. Bunu yaptığı bir röportajda açıkça dile getirmiş. Van Damme ile arasında geçenleri aşağıdaki gibi anlatmış:

Bir derginin düzenlediği bir yarışmaydı, okuyucular seçti. Van Damme filan da vardı listede, yüzde 66 oyla ben kazandım. Ama bir dönem aramız pek iyi değildi. Çünkü ben onu kıskandım. Ben gerçek dövüşçüyüm o değil ama dünya çapında ünlü olan o! Aksanı da benim kadar iyi değil fakat ben onun ulaştığı noktaya ulaşamadım. Bunu da hazmedemedim. Yüzüne karşı, “Seni sevmiyorum” dedim. O da beni her gördüğü yerde kaçmaya başladı. Büyüdükçe adam oluyorsun ve daha önce yaptığın şeyleri saçma buluyorsun. Yaptığım cahillikti.

Çekimler ve Teknik


Filmdeki havadan çekimler, kullanılan filtre, renkler filmin hikayesi ve dinamiği ile kusursuz bir şekilde örtüşmiş. Filmin başında, yemek sahnesindeki yavaşlatılmış çekimde yapılan karakter analizleri sayesinde filme hızlı bir giriş yapmamız sağlanıyor. Ayrıca, film boyunca konuşan iç ses atmosferden bir an çıkmanıza izin vermiyor. Tabi olayın kısıtlı bir zaman içinde geçmek zorunda olması da seyir zevkinizi katlıyor.

Filmdeki göze batan iki şeyden biri araba patlama sahnesi diğeri ise silahlı çatışma sahneleri. Yakın dövüşler ne kadar kaliteliyse de silahlı çatışmalarda gerçeklik ne yazık ki düşüşe geçiyor.

Müzikler


Aksiyon filmlerindeki önemli enstrümanlardan biri de kuşkusuz müziklerdir. Pyramind Studios'un müzikleri nasıl hazırladığını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.


Bitirirken


Cüneyt Arkın gibi bir ustanın bu filmde biraz daha fazla sahnede görünmesini isterdim. Oğlu Ferit karakteri de filmde oldukça sahici; saf kötülüğü güzel yansıtıyor. Filmin sonunu gördüğünüzde devam filmi gelebilirmiş gibi hissediyorsunuz. Sanırım gişe sonuçları bu konuda belirleyici olacak. Umarım verilen emeklerin karşılığını alırlar.

The Dark Knight Rises

The Dark Knight RisesChristopher Nolan ile farklı bir Batman'in hayatımıza girişinden 7 yıl geçmiş. Daha öncesinde defalarca farklı yönetmenler tarafından çekilmiş bu süper kahramana o zamana dek hiç ısınmamıştım. Batman Begins ile başlayan macera The Dark Knight ile zirveye ulaşmıştı. Şimdi seriye 3. halkanın eklenmesi ile bir macera bitti.

The Dark Knight Rises'ı dün izledim. Bir yıl kadar önce kardeşim ve çok sevdiğim arkadaşım Emre ile izlemeyi hayal ettiğim bu filmi tam da istediğim şekilde izledik. Film çıkışında uzun uzadıya konuşamasak da içimdeki boşluğu eve giderken anlayabildim. Sanırım, The Dark Knight Rises'taki en büyük eksiklik gerçeklik kurgusuydu. Nolan, birinci filmde her ne kadar gothic (Türkçe'de tam karşılığı olmasa da karanlık, gerçek üstü gibi kullanabiliriz) bir şehir olsa da gerçeklik karşılaştırması yapacağınız olaylar yaşanmıyordu. Yani devleti imgeleyen bir generali görmemiştik. Kendi içinde, dünyadan bağımsız bir şehir gibi tasvir ediliyordu. İkinci filmde ise gerçeklik o kadar üst seviyedeydi ki bir çok insan tarafından gelmiş geçmiş en iyi film olarak kabul edilmesinin altında yatan gerekçelerden biri de bu gerçeklik-süper kahraman ikilemiydi.


Yazı buradan itibaren spoiler (film hakkında ipuçları) içerebilir. Filmi izlemeyi düşünüyorsanız okumaya devam etmeyin!

Üçündü filmdeki mantık hatalarını bir kenara bıraktığımızda beni en çok rahatsız eden şey gerçeklik karşılaştırmasına girmiş olmaktı. Çünkü ne birinci filmdeki gibi yalıtılmış bir şehir hissi ne de ikinci filmdeki gibi gerçek dünyaya ait bir şehir hissi var. Üç ay kadar işgal altında kalan bir şehir bir tarafta duruken o kudretli (!) ABD'nin elinden bir şey gelmemesi ve bunun gösterilmesi çok gereksiz bir sahne olmuş. Genaralin uçakları geri çevirmesini göreceğimize, devletin sadece Gotham polisi ile temsil edilmesi çok daha güzel olurdu. Böylece bu karşılaştırmalara girmemiş olacak ve o gothic şehri yaşamaya devam edecektik. Ayrıca, Batman'in bolca yakın dövüş sahneleri içinde yer alması da Batman'i zayıf göstermiş. Hızlı, çevik ve aniden beliren bir Batman'e alışmışken her gördüğü yerde Bane ile çocuk gibi kavga etmesi hele de sokak dövüşü yapması Batman'in büyüsünü bozmuş.

Sonuç olarak, Nolan'ın Batman'i yeni bir bakış acısıyla sinemaya taşınmasından çok memnunum. Süper kahraman filmlerine oldukça farklı bir anlatım getirdiği su götürmez bir gerçek. Seriyi sevenlerin halkayı tamamlamasını öneriyorum.

İyi seyirler.

İlgili Yazılar

Hepsi Bir Arada

1990'ların başında çocukluğunu yaşamış kişilerin ayrı ayrı filmlerde saf aksiyon ile izlediği kim varsa bu filmde yer alıyor.

Hiç birine "kahraman" gözüyle bakmadım ama filmlerinden de çok keyif almıştım, hala da alıyorum. Nerdeyse 4 yıl kadar önce Bizim Neden Süper Kahramanımız Yok ? başlıklı bir yazı yazıp, Hollywood kültürü ile bolca yoğrulan kuşağımıza düşüncelerimi anlatmıştım.

O zamanlar bunca kahramanın bir filmde oynayacağını söyleselerdi pek ihtimal vermezdim. İlk filmi pek önemsememiştim ama sanırım arşivlenecek bir seri oluşuyor.



Bu arada, Nolan'ın şaheser Batman serisinin son filmi The Dark Knight Rises için gün sayıyorum.