TV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

The Mentalist


Şimdiye kadar izlediğim yabancı dizi sayısı çok fazla değildir. Lost, Prison Break, Walking Dead, Smallville, Terminator: The Saarah Conner Chronicles, Sherlock, Breaking Bad (2 Seson), X Files, Person of Interest.

Hakkında uzun uzadıya yazılar yazmak içimden gelmiyor. Ama şimdiye kadar başından sonuna kadar keyif aldığım tek dizi The Mentalist. Günün yorgunluğunu atmak ve zihne masaj yapmak için birebir. 3 ay boyunca tam 145 bölümü (7 sezon) hiç sıkılmadan izledim. Bir karakterin sıradan bir diziyi nasıl da zirveye taşıyabileceğini gördüm. Sherlock'u da severiz ama senin samimi gülüşün, sıcaklığın kimsede yok be Patrick abi. Üzerinden hiç çıkarmadığın mavi takımın, kalın yün çorapların, tozlu ayakkabıların, koltuğun ve çay fincanına ne demeli. Böyle güzel bir diziyi yaptığı için Bruno Heller'e de selam olsun.

Simon Baker daha ilk bölümden sizi Patrick Jane karakteri içine çekiyor ve bir zaman sonra onun gibi gözlem yapmaya başlamanıza sebep oluyor. Ekibin diğer kalanlarını da saymak gerek; Lisbon, Cho, Rigsby ve Van Pelt... Tabi ki sonradan katılan Abbott, Vega ve Wiley.


Aileni katleden Red John'u bulabilmek için kendinden vazgeçtin. Büyüksün!

7 sezonun tamamını buradan izledim.

Walter White vs Mülayim


Breaking Bad bazı izleyicilere göre gelmiş geçmiş en iyi dizi. Bana kalırsa 5 sezona rağmen, sadece 62 bölüm yayınlanmasının başarısında büyük payı olduğunu düşünüyorum. Olayları sakız etmeden üzerinde 5 yıla yakın çalışmak büyük şans. Türkiye'de hiç bir kanal bir sezonda en fazla 13 bölüm yayınlanacak bir diziye yatırım yapmazdı. Oysa ABD de işler farklı. Diziyi final yaptıktan sonra izlemeye başladım. Hikayesi kanser olduğunu öğrenen bir adamın hayatında büyük değişimleri yaşamaya başlamasını anlatıyor. Bu hikayeyi 1979 yapımı Korkusuz Korkak filminden hatırlıyoruz. Başrolünde Kemal Sunal'ın oynadığı filmde Mülayim adlı karakter 6 ay ömrünün kaldığını öğrenir ve hayatında radikal kararlar alır...

Sizce Walter White, Mülayim gibi hayırlı işler yapsaydı bu kadar popüler olur muydu?


Dizi Oyuncularına Samimi Önerim Var

Dizi Oyuncularına Samimi Önerim Var

Türk dizi sektörü son 5 yılda büyük bir yol aldı. Doksanlı yıllarda Güney Amerika dizilerinin ekranlarımızı adeta işgal etmişti. Kuzey Amerika ve Avrupa dizilerinde aşk teması çok ön planda olmadığından olsa gerek Güney Amerika dizileri ülkemizde büyük rağbet görüyordu. İki binli yıllarda ise Tük dizileri ekrandaki egemenliklerini geri aldılar. Fakat kaliteyi hem teknik hem de sanatsal anlamda arttırmanın en büyük dezavantajı uzun sürelerin yıldırıcı olmasıdır. Hatırlarsanız geçtiğimiz yıllarda dizi emekçileri uzun dizi sürelerini protesto etmek için yollara dökülmüştü. Ortak akıl dizi sürelerinin kısalması ile kalitenin korunacağını ve oyuncusundan yönetmenine tüm teknik ekibin daha az yıpranacağında buluştu. Şu bir gerçek ki kısalan süre (ABD'de genelde 25dk ile 45dk arasında değişiyor) ile kaliteli yapımlara ulaşmanın önündeki en büyük engel dizi maliyetleridir. Dizi maliyetini karşılamak için gerekli reklam kuşağı sayısı dizi süresini belirliyor. Söz gelimi Karadayı dizisinin maliyetini karşılama için 5 reklam kuşağı gerekiyorsa (reklam kuşakları arasında min. süre var) o dizinin süresi en az 2 saat olmak zorunda kalıyor.

Peki dizi maliyetlerini düşürmek için en etkili yol ne olsa gerek? Ben bu konu hakkındaki düşüncemi çok sevdiğim bir köşe yazarı ve TV eleştirmeni olan Yüksel AYTUĞ'a yazdım. Sağolsun kendisi de samimi düşüncelerimi 15 Haziran 2013 tarihli Sabah gazetesinde yayınladı. Kendisine tekrar teşekkür ederim. İşte Yüksel AYTUĞ'a yazdığım mesaj:
Okurumuz Erhan Mollaoğlu, dizi sürelerinin uzunluğundan yakınan oyunculara ilginç bir öneride bulunuyor:

"Merhaba Yüksel Bey. Yıllardır yazılarınızı okuyorum. TV eleştirilerinizi net, tarafsız ve yerinde yazıyorsunuz. Son birkaç yıldır dizi sürelerinin uzunluğunun kaliteyi düşürdüğünü ve çalışma şartlarını çok ağırlaştırdığını konuşuyoruz. Dizi maliyetinin karşılanması için gerekli reklam kuşağının dizi süresini uzatması bir engelse, oyunculara samimi bir önerim olacak: Gelin, bölüm başı 50 bin lira almaktan vazgeçin. Ülkemizdeki birçok vatandaş daha ağır koşullarda çalışıp iki yılda ancak o parayı kazanıyor. Hem böylece halkın yanında yer alırken daha samimi görünürsünüz."

Sizce de samimi olmak gerekmiyor mu?

Bir Sonraki Akşama Kim Randevu İsteyecek?

Ana haber bülteni denildiğinde akla gelen ilk isim kim diye sorsalar hiç kuşkusuz büyük bir çoğunluk Mehmet Ali BİRAND diyecektir. Her akşam haber sunmayı bir kenara bırakıp haberi bize anlatan (çünkü kendisi çok iyi bir muhabirdi) o güleç yüzlü adam artık yok.

Sevmek çok garip bir şey, bunu Mehmet Ali BİRAND'ın vefatında çok iyi anladım. Maddi bir ölçüsü yok. Tamamen karşılıksız sadece sevmek. İnsan her şeyi sevebilir ama en zor olanı insanı sevebilmektedir. Kutuplaştırmadan, ötekileştirmeden, herkese kulak kabartan ve en önemlisi samimi davranarak habercilik yapan Mehmet Ali BİRAND'a Allah rahmet eylesin.


Onu gülen yüzüyle hatırlayacağım hep.

Görme ve İşitme Engelliler İçin Dizi


Ülkemizde ilk televizyon yayınının 1968'de gerçekleştirilmesinin üzerinden yaklaşık 45 sene geçmiş. 2000'li yıllara kadar ekranda en çok izlenen dizilerin yabancı diziler olduğunu benim yaşımda olanlar net bir şekilde hatırlayacaktır. Günümüz dizi sektörünün ülke sınırlarını aşıp Balkanlar ve Ortadoğu'da söz sahibi olduğunu görünce keyifleniyorum doğrusu...

Peki bu zamana kadar dizi izlerken kaçınız işitme veya görme engelli izleyicileri düşünmüştür? Bu soruyu sizleri suçlamak için sormuyorum elbette. Ama insanoğlu o kadar çok kendiyle meşgul oluyor ki etrafına bakması çoğu zaman gecikiyor. RTÜK, yapılan bir habere göre işitme ve görme engellilerin de dizi izleyebilmesi ya da dinleyebilmesi için çalışma başlatmış. İşitme engelli izleyiciler için alt yazı seçeneği, görme engelliler içinse betimleyerek anlatım yapılması öngörülüyor. Alt yazı seçeneği hızlı bir şekilde hayata geçirilebilir olsa da (kumandanızda bulunan dil seçeneği ile paralel yayına geçmek mümkün. Hali hazırda cnbc-e ve e2 yapıyor bunu) betimleyerek anlatım işine her televizyon kanalı ne kadar zaman harcar bekleyip görmek gerekiyor.

Kanald bu adımı atan ilk televizyon kanalı olmuş gibi görünüyor. Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde hem görme hem de işitme engelliler için hazırlanmış bölümler internet üzerinden izlenip dinlenebiliyor. Görme ve işitme engelliler için hazırlanan sayfaya da buradan ulaşabilirsiniz.

Hayatta bir çok zorlukla karşılaşan engelli insanların hiç değilse bir anlığına sıkıntılarından uzaklaşmasını sağlayacağını düşündüğüm bu uygulamanın yaygınlaşıp televizyondan erişilebilir olmasını ümit ediyorum.