İş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İş Bulabilmek için Superman Olmak Lazım Bazen



Türkiye'de İş Bulabilmek için Superman Olmak Lazım Bazen

Nedir Bu Algoritma Dedikleri konulu online seminerden minik bir parçayı ayrıca bir video olarak paylaşmak istedim. Aklıma saçma iş ilanları geldi. Bu ülkede insanın kendi işini yaparak hayatta kalması zor olduğu için her şeyi bilmek lazım maalesef. Her şeyi bilmek olmasa bile geniş derecede fikir sahibi olmak şart.

İçten Yanmalı Motorlarda Aşırı Doldurma



Günümüzde araç kullanıcıları, performansa önem göstermekle birlikte yakıt ekonomisini de dikkate almaktadırlar. Kullanıcıların daha bilinçli kesimi ise bunların beraberinde, doğayı kirletmemek adına güzel ve önemli tedbirler peşindedirler. Bu hususa çözüm olarak günümüzde içten yanmalı motorlarda aşırı doldurma örneklerini görebiliriz.

İçten yanmalı motorlarda aşırı doldurma sistemleri, aracın verimini arttırmaya yönelik çalışırlar.  Bu sistemler, yakıtın, yanma odasında daha yüksek oranlarda yanmasını, böylece dışarı atılan yanmamış yakıt miktarının azalmasını sağlar. Yani 1 birim akaryakıttan alınan enerji artar ve istenen enerji için gereken birim akaryakıt miktarı azalır.

içten yanmalı motorlarda aşırı doldurma uygulamalarının en yaygın örnekleri, turbosarj ve süpersarjdır. Basit olarak, bu sistemlerin çalışma prensibi yanma odasına basınçlı(sıkıştırılmış) hava basarak yanma verimini arttırmaktır.

Turbosarj, esas olarak egzoz gazının basıncıyla tahriklenir ve aynı mil üzerine monte edilmiş iki adet türbin çarkından oluşur. Bunlardan birisi egzoz manifoltundan çıkan gazlar ile beslenerek ana mili döndürür. Milden hareket elde eden diğer çark, yanma odasına hava basarak işlemin gerçekleşmesini sağlar. Basit ve etkili bir sistemdir. Fakat bu sistem yeterli egzoz gazı basıncını elde edilemediği takdirde çalışamaz. Bu demektir ki sistemin devreye girebilmesi için belli bir motor devri gereklidir. Bu devir ortalama olarak 2500rpm dir. Sistem devreye girene kadar araç normal performans seyrinde çalışır ve sıfır rpm den set değerine kadar olan aralık  ‘turbo boşluğu’ olarak anılır. Çalışmalar, sadece turbo sistemli bir araçta bu boşluğu mümkün oldukça düşük devirlerde setlemek yönündedir. Turbosarj sistemleri yaygın olarak dizel araçlarda kullanılsa da günümüzde benzinli araçlarda da rastlanılan örnekleri mevcuttur.

Süpersarj, direk krank milinden tahrik alan bir kompresördür. Krank mili devrine başladığından itibaren süpersarj devreye girer ve yanma odasına hava basmaya başlar. Bu sistemin boşluğu yoktur ve bu büyük bir avantajdır. Kompresörün krank milinden tahrik alıyor olması motoru bir miktar zorladığından, süpersarj sisteminin başlı başına sağladı yakıt tasarrufunu bir miktar düşürür. Bu sebeple günümüzde süpersarj ve turbosarjın birlikte kullanıldığı motorlar mevcuttur. Bahsettiğimiz turbo boşluğu boyunca süpersarj devrededir ve turbo yeterli basınca ulaşınca kendisi devreye girer. Bu sistem çok kullanışlı olup, aracın sürekli yüksek performans ve düşük yakıtta kullanabilirliğini sağlar.

Bu sistemlere, yardımcı bir sistem olarak intercooler sisteminden bahsedebiliriz. Intercooler turbo ile yanma odası arasında bulunan bir ünitedir. Basıncı artmış hava intercooler’a girer ve burada bir miktar soğutularak yanma odasına gönderilir. Bunun sebebi ideal gaz denklemi ve yoğunluk eşitliği ile açıklanabilir. Basıncı artan havanın sıcaklığı da artar ve ısınan hava genleşir. Hacim artışından dolayı ise yoğunluk azalır. Böylece yanma odasında, birim hacim başına düşen hava miktarı da azalmış olur. Intercooler havayı sabit basınçta soğutarak hacmi bir bir miktar düşürmüş olur ve yoğunluğu artırır.

Intercooler havayı sabit basınçta soğutarak hacmi bir bir miktar düşürmüş olur ve yoğunluğu artırır.
Günümüzde araç alımı konusunda çok fazla çeşit ve alternatif mevcuttur. Dış görünüşten daha çok teknik detaylara önem verilmesi daha mantıklı olacaktır. Yeni bir araç alırken, aracın yakıt ekonomisi ve çevreye verdiği zararın minimum olması, atlanmaması gereken bir parametredir. Bu konuya teknolojinin getirdiği çözümler göz ardı edilmemelidir.

Mühendislik Yönetimi Nedir

AR-GE yönetimi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sanayinin en önemli parçasıdır. Şirketlerin Dünya üzerinde etkin role sahip olması, temsil edilen ülkenin teknoloji ve inovasyon da üstün kılması için AR-GE çalışmalarının olması gerekir. Ülkemizde verilen önem her geçen yıl artmakta olup, disiplin ve özveriyle şirketlerin başarıları artmaktadır.

Yıllardır bu çalışmaların yavaş ilerlemesinin en büyük nedenlerinden biri AR-GE sürecinin zor ve pahalı bir süreç olmasıydı. Bunun yanı sıra üstün düzeyde bu iş için eğitimli mühendislerin ve teknik elemanları azlığı da yadırganamaz. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu AR-GE yatırım ve teşvikleri devlet tarafından son zamanlarda ciddi şekilde desteklenmektedir. Önde gelen yatırımcılarımız ve şirketlerimiz artık bu sürecin zorunlu varlığını hissetmiş, çalışmalara hız vermiştir.

Eğitimli mühendisin ve teknik personelin oluşmasıyla AR-GE süreci ciddi bir çalışma alanı bulmuştur. Bu açığı kapatmak adına Mühendislik Yönetimi Lisansüstü eğitim düzeyinde eleman yetiştirmektedir.

Mühendislik Yönetimi



Mühendislik yönetimi, mühendis veya teknik personelin proje ve tasarımlarını yönetmek için gerekli olan eğitim almasıdır. Proje yönetimi gibi fonksiyonel yönetimleri de tarif etmek için kullanılır. Mühendis yöneticileri, mühendis ekibini yönetmek için kullanılan hem genel yönetim hem de mühendislik disiplinlerinde eğitimli ve deneyimli olması gerekir.

Mühendislik yönetimi bölümü, 1908 yılında Stevens Teknoloji Enstitüsü İşletme Mühendisliği bölümünde kurulmuştur. İlk kez bölüm olarak 1967 yılında eski adıyla Missouri Rolla Üniversitesi yeni adıyla Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesinde kurulmuştur.
Amerika dışında ilk olarak Almanya Berlin’de 1927 yılında kurulmuştur. Türkiye’de ise ilk defa 1982 yılında lisans ve lisansüstü eğitim sunan İstanbul Teknik Üniversitesinde oluşturulmuştur.
Akademik düzeyde verilen nicel ve nitel yönetim dersleri mühendis yöneticileri yetiştirmektedir. Özellikle 3 alanda çalışma alanı: inovasyon ve stratejik yönetim, ürün ve hizmet işlemleri için analiz yönetimi, ürün ve proje yönetimi vardır.

Kısaca Mühendislik Yönetimi, bilim insanı ve mühendislerin, AR-GE yönetiminin, teknoloji süreçlerini kısaca stratejik ve operasyonel kararlar ile üst düzey yönetici olmak isteyenler için
Endüstri mühendisliği ve sosyal bilimlerin disiplinlerarası iş alanıdır.

Mühendislik Öğrencileri İçin Kendini Geliştirme Rehberi

Merhaba arkadaşlar bu yazımız Mühendislik öğrencileri için kendini geliştirme rehberi hakkında olacak.
İngilizce “engineer” (mühendis) sözcüğünün kökeni “engine” sözcünden değil, Latince “ingeniatorem” sözcüğünden gelir. “Yenilik üretme konusunda yetenekli kişi” anlamındadır. Yenilik de kişinin kendini yenilemesi ile başlar. Fark yaratan, değer yaratan, etrafını değiştiren bir kişi olabilmek sanırım bunları gerektirir.
 
Bir mühendislik öğrencisinin öğrenim hayatı boyunca sorduğu/soracağı en yararlı soru şudur: “Kendimi nasıl geliştirebilirim?”
Bu sorunun önemi, sorulduğu zamana göre değişir. Hazırlık öğrencileri, daha olayı bilmediklerinden böyle bir sorunun varlığından bile habersizdirler. Birinci sınıf mühendis öğrencileri ise daha birinci sınıftadır, kendini geliştirmeye çokça zamanları vardır. İkinci sınıf mühendis öğrenciler temel teknik derslerin başlamasıyla hafiften silkelenmeye başlarlar. Özellikle kulüp faaliyetleri ile uğraşanlar bu dönemde kendini geliştirme konusunda biraz daha farkındalığa sahip olurlar. Üçüncü sınıflar mühendis öğrencileri, teknik derslerin zorluğu ile ilk dönemde şaşkınlığa uğrarlar. İkinci dönemde ise silkelenmenin yerini titreme alır, çünkü öğrenci hangi alanda çalışacağına karar vermek ister ama henüz sektörü tanımadığı için endişeye kapılır. Dördüncü sınıfa gelmiş kişi için ise… Bu soruyu sormak için artık çok geçtir.

Dördüncü sınıflar mühendis öğrenciler için tabi ki karamsar bir tablo çizmek istemem, sonuçta kendini geliştirmenin yaşla bir ilgisi yoktur. Ancak günümüzde iş hayatı, teknoloji, sosyal çevremiz, ekonomi, trendler vs ne derseniz deyin, her şey çok hızlı değişiyor. İş hayatı başladığı zaman bu hızı takip etmek gerçekten çok zor olur. Bunun için en ideali, kendini geliştirme konusunu tüm üniversite hayatına yaymaktır.



Kendini geliştirmenin ilk koşulu, bilmediğimizi bilmektir. Doğru bilgiye ulaşmak kolaydır, yeter ki o bilgiye ihtiyacımız olduğunu bilelim ve araştıralım. Günümüzde bilgiye ulaşmak konusunda bir sıkıntımız yok. Hocalar bazen derste, kendi dönemlerindeki kitap yokluğundan yakınırlar. Günümüzde gerek Türkçe, gerek çeviri olsun, çok başarılı teknik kitapları kolayca bulabiliyoruz. Onun dışında internet artık her an elimizin altında. Dolayısıyla bir mühendislik öğrencisinin öğrenememe konusunda bir mazereti olamaz ve olmamalı.
Şimdi kendini hangi konularda, nasıl geliştireceğini öğrenmek isteyen mühendislik öğrencileri için 3 maddelik bir reçete yazıyorum. Bu reçeteyi uygulayın ve ne kadar harika bir mühendis olduğunuza inanamayın!

1. Mesleki ve teknik gelişim
Unutmayın; mühendis, bilimsel ve teknolojik esaslara göre ortaya ürün, sistem ve süreç çıkaran kişidir. İster teknik alanda çalışın ister satış, mesleğin esaslarını iyi bir şekilde bilmelisiniz. Bunun da üç yolu var; okumak, araştırmak ve uygulamak. Okumak ve araştırmak konusunda sıkıntımız olmaması gerektiğinden yukarıda bahsetmiştim, kitaplar ve internet bizleri bekliyor. Ama uygulama konusu biraz bizi zorlayabilir. Bunun da iki yolu var:
***Proje ödevlerini ve bitirme tezini uygulama konusu olarak almak.
*** Öğrenci kulüplerinin proje çalışma gruplarına katılmak.
Uygulama hem mühendislik nosyonumuzun gelişmesini sağlar hem de yeni bilgiler öğrenmek için bizleri zorlar. Üç fazlı transformatörün ne olduğunu araştırmak yerine tasarımını ve simülasyonunu yapmak, bir mahallenin OG dağıtım şebekesini çizmek, motor kontrol devresi tasarlamak ve uygulamak, standart ve yönetmeliklere göre bir binanın iç tesisat ve aydınlatmasını çizmek vs hangi konu ile ilgileniyorsanız mutlaka uygulamasını yapın. Ayrıca öğrenci kulüplerindeki güneş arabası ekipleri, robot takımları vs gibi gruplar da pratik bilgimizin artması ve takım çalışması duygumuzun gelişmesi için harika ortamlardır.

2. iş hayatına hazırlık
İş hayatı, mühendisler için tabi ki sadece teknikten, projeden vs ibaret değildir. Sorumluluk alma, ekip çalışması ve liderlik gibi özelliklerimizin de gelişmiş olması gerekir. Bu özellikler bazı insanlarda doğal olarak ortaya çıkmış olabileceği gibi bazılarımızda hiç olmayabilir. Ancak bana göre bu özellikler gerekli ortam şartlarında ve kendimizi eğiterek kazanılabilir ve kazanılmalıdır da… İş hayatında önemli sorumluluklar alırız, ekiplerle çalışırız ve onları yönetiriz. Bu özellikleri üniversite yıllarında kazanmak için en uygun ortamlar, öğrenci kulüpleridir. Bir öğrenci kulübünde sorumluluk alırsın, bir ekibe dahil olursun ve kendine yeterince güveniyorsan o ekibi yönetirsin. Bu haliyle etkin bir öğrenci kulübü, iş hayatının küçük bir simülasyonudur. Burada yaptığınız hatalar, size kendinizi geliştirmek için bir fırsat verir. İş hayatında yaptığınız hatalar ise çoğu zaman başarısızlık olarak size geri döner.

3. Sektörel görgü ve bilgi
İş görüşmelerinde bizi öne çıkaracak bir bilgi de sektör ve o şirket hakkında bildiklerimizdir. Çalışmak istediğimiz firma ve onun yer aldığı sektör hakkında hiçbir fikrimizin olmaması, bizi işverenin gözünde pek hoş göstermez. Öğrencilik yıllarında çalışmak istediğimiz sektörler hakkında bilgi sahibi olmak, hangi firmanın ne ürettiğini bilmek bizlere avantaj sağlar. Bunu yapabilmenin tek yolu seminer, panel, fuar gibi teknik etkinlikleri takip etmektir. Bu gibi etkinliklerin bir diğer avantajı ise, mühendislik anlamında gerçekte ne olup bittiğini, nelerin uygulandığını bizlere göstermesidir. Sonuçta, okulda gördüğümüz müfredat yıllardır değişmiyor. Ohm kanunu 150 yıldan fazladır değişmedi. Elektromanyetik alanların oluşumu konusunda yeni bir teori Maxwell’den bu yana gelmedi. Ancak sanayi ve sektör aynı temel esasları kullanmakla birlikte sürekli kendini yeniliyor ve gelişiyor. Bir mühendis olarak bu gelişmeyi zamanında takip etmek bizi farklı kılacak olan noktadır. Aslında herkesin takip etmesi gerekiyor ama biliyoruz ki herkes etmeyecek. En azından bu yazıyı okumamış olanlar…  : )  


                                                                                 
....Alıntıdır....

TRACKNGO; Kar Paletine Farklı Alternatif



Kışın ağır geçtiği bölgelerimizden her akşam farklı bir karla mücadele yada yolu kapanan köye ulaşım haberleri izliyoruz. İmkân olan yerlerde bir greyder yada kar küreme aracı yolu temizliyor, peşi
nden zincirli ambulans geliyor. Saatlerce uğraş, yakıt kaybı, işçilik, makine ücreti de cabası. Sonucunda mutlu son varsa herşeye değiyor ama ya ekipler zamanında yetişemediyse yada ihbar asılsız çıktıysa işte o zaman insan çileden çıkabiliyor. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere birçok kurum yada kuruluş işi biraz daha pratikleştirmek, masrafı kısmak ve en önemlisi zamanı kısaltmak için kar paletli çözüm buldu.
Türkiye’de kar yağışının etkili olduğu hemen hemen her şehirde kar paletli, dört tekerden çekişe sahip Mitsubishi Pajero yada Fiat Ducato ambulanslar bulunuyor. Basında sıkça başarılı operasyonlarla kendilerine yer buluyorlar. Bu araçların sistemi son kullanıcı için son derece basit ve pratik ancak maliyetleri biraz yüksek.
Kanadalı Ad Boivin isimli şirket bilindik kar paletlerine farklı bir alternatif olma özelliğine sahip. Paletler takılırken, aracın tekerlerini çıkarmadan, tıpkı ayakkabı gibi lastiklere giydirilmesiyle takılmış oluyor. Tabi öncesinde araç altında birkaç parça eklemesi yapmak gerekiyor. İlk montaj birkaç saat sürebilirken daha sonra paletlerin montajı yarım saate tamamlanabiliyor. Böyle bir avantaja sahip.
Trackngo’nun en önemli avantajı aracın yüksekliğini süspansiyona el sürmeden araç yüksekliğini 200 mm kadar arttırmış olması. Karlı yollarda ilerlemenin en büyük zorluğu aracın altının kara oturması nedeniyle ilerleyememe. Lastiğiniz yada zinciriniz ne kadar iyi olsa da araç kara saplandığında ilerlemek imkansız hale geliyor. Dediğim gibi Trackngo’nun araç yüksekliğini arttırması önemli bir avantaj. Bana göre sistemin bilindik kar paletlerinden başka bir avantajı yok. Dezavantajları ise şu şekilde;
– Türkiye’de bu sistemi takabileceğiniz fabrikasyon bir araç yok (özel ithal edilenler hariç),
– 680 kg ağırlığı var,

– Aracın arka süspansiyonu makaslı olmalı,
– Arka aksta otomatik diferansiyel kilidi olmalı,
– Araç üzerinde kış lastiği olmalı,
– Teker çapı 780 mm – 875 mm arasında olmalı,
– Teker genişliği 330 mm’den fazla olmalı,
– Aracın paleti yürütmeye gücü yetecek bir motoru olmalı.. (V6 yada V8)
– Daha iyi bir performans için ön diferansiyel kilidi,
– Ekstrem kullanımlarda araca ciddi zararlar verebilir.
Trackngo’nun en büyük dezavantajı ağırlığı. Her bir paletin ağırlığı 170 kg. Yani toplamda 680 kilogramlık ekstra bir ağırlıkla sürünüyorsunuz. Paletle birlikte gelen ağırlık ve yüksek sürtünme kuvveti düşünüldüğünde bu sistemin küçük araçlar için uygun olmadığını görebilirsiniz. Zaten sistem Amerikan’ların Ford F250 gibi pikap kamyonları için geliştirilmiş.
Sistemin ekstrem kullanımlar için pek uygun olmadığını düşünüyorum. Bozuk zeminli, tümsekli yada çukurlu yollarda sert kullanımlar neticesinde tekeri kucağınıza alıp evin yolunu tutabilirsiniz. Teker başına ekstra 160 kg yük hiç azımsanacak bir değer değil. Ayrıca sıkça rot kırma, şase bağlantılarında yamulma gibi riskleri de var. Yani bu sistem ile aracı pert etmişçesine yıpratabilirsiniz.. Tabi bunlar benim varsayımlarım. Yabancı forumlara önümüzdeki yıllarda kullanıcı yorumları düşecektir. Takip etmek lazım. Ad Boivin firması daha küçük araçlar için de sistem geliştiriyor. Eğer kullanıcı yorumları olumlu yöndeyse aksesuarlar için araba değeri kadar masrafların harcanabildiği ülkemizde girişimciler için kaçırılmayacak ekmek kapısı.

Makina mühendisi kimdir ? Ne iş yapar ?

TANIM
Her türlü mekanik sistemin, makinenin, makine elemanlarının belirli kriterler çerçevesinde tasarımını yapan, geliştiren, üretimini planlayan, üretim teknolojilerini geliştiren, sistemler arası ilişki ve fonksiyonları kuran, geçerli fiziksel kurallar içinde test eden kişidir.
• Makine Mühendisleri mekanik ve elektronik (ürün) araç, motor, makine ve sistemleri araştırır, geliştirir, tasarlar ve test ederler.
• Elektrik üreten jeneratörler, içten yanmalı motorlar, buhar ve gaz tirübinleri, jet ve roket motorlarının geliştirilmesi ve üretilmesi için çalışırlar.
• Gerekli tasarimi yapmak için, müşteriden gelen tasarı önerilerini, spesifikasyonlari ve daha önce üretilmiş buna benzer araçların detayli tarifnamelerini (manuel) ve verileri inceler ve gerekli araştırmaları yaparlar.
• Araç, motor, makine ve sistemlerin üretimi, isletilmesi, uygulanmasi, kurulmasi ve tamir edilmesi için gerekli koordinasyon çalışmalarını yürütürler.
• Ayrica, sogutma, iklimlendirme üretimde kullanilan robotlar ve malzeme tasima sistemleri üzerinde çalışırlar.
• Makine mühendisleri, üretimdeki ürünün test edilmesi ve kontrolü araçlari ile ilgili çalışan mühendislik personelini yönlendirirler, ürünlerin ve sistemin test edilmesi için çesitli metot ve prosedür geliştirirler (Test Mühendisi)
• Makine Mühendisleri, makine mühendisliği alanlarına giren spesifik alanlarda uzmanlaşabilirler:
Is transferi, hidrolik, elektromekanik, kontrol ve instrumentasyon, robotiks, nükleer sistemler, araçlandirma, iklimlendirme, soğutma veya ürün tipine göre, söyle ki, propulsion sistemleri makine ve mekanik araçlar, ya da is tipine göre, söyle ki, buhar veya gaz üretimi ve dağıtımı, buhar üretim fabrika mühendisliği veya sistem planlama.
• Makine Mühendisleri üretim isleri (fabrika) bakim onarım veya teknik satış alanlarında çalışabilirler.
• Ayrıca özel alana kurulması planlanan bir makine parkuru için gerekli incelemeyi yapıp, makinenin veya sistemin verimli çalışabilmesi için tasarımda bazı değişiklikler önerebilirler.

GÖREVLER
- Tasarlama,
- Üretim yöntemlerini geliştirme,
- Üretimi planlama ve uygulama.
Çalışılan yerin gelişmişlik düzeyi ve özelliklerine göre bu görevlerin ağırlıkları değişebilir. Gelişmekte olan ülkelerde bu işlev daha çok uygulama biçiminde, gelişmiş ülkelerde ise tasarlama, planlama ve üretim yöntemleri geliştirme şeklinde olmaktadır.
- Genellikle makine mühendisi çalıştığı kuruma göre, ucuz ve kullanışlı mekanik sistemlerin, gaz ve buhar türbinlerinin, pistonlu kompresörlerin, soğutma, ısıtma, havalandırma sistemlerinin,içten yanmalı motorların, nükleer reaktörlerin tasarımı, geliştirilmesi ve üretimi ile uğraşır.

KARİYER OLANAKLARI
• Makine Mühendisleri fabrikalarda bakim onarim mühendisi (yardimci isletmeler), kalite kontrol mühendisi (AR-GE bölümü), üretim mühendisi (isletmeler) ve satis mühendisi olarak çalismaktadirlar.
• Birçok Makine Mühendisi belli bir deneyimden ve aldiklari egitimlerden sonra idari konumda çalismaktadirlar.
• Gelismis makinelere araç ve gereçlere duyulan ihtiyaç arttikça makine mühendislerine de duyulan ihtiyaç artabilir. Ancak, ülkemizde, teknoloji üretimi henüz yeterli düzeyde olmadigi için Makine Mühendisleri bilgi ve becerilerini yeterince kullanamamaktadir.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Bilgisayar,
- Hesap makinesi,
- Çizim gereçleri (T cetveli, pergel, rapido, gönye takımı, metre),
- Çeşitli tezgahlar (imalat için).

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

Makine mühendisi olmak isteyenlerin;
- Üst düzeyde akademik yeteneğe,
- Şekil ve uzay ilişkilerini görebilme yeteneğine sahip,
- Matematik ve fizik konularına ilgili ve bu alanlarda başarılı,
- Makineler üzerinde çalışmaktan hoşlanan,
- Tasarım gücü yüksek, yaratıcı kimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
 
Makine mühendisleri fabrikalarda, kirli, yağlı ve gürültülü ortamlarda çalışırlar. Ancak yönetici kademelerinde bulundukları zaman büro ortamında da çalışırlar. Makine mühendisi çalışırken nesnelerle ve insanlarla uğraşır.

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
 
Makine mühendisleri fabrikalarda, şantiyelerde, santrallerde, araştırma merkezlerinde çalışabilirler. Makine mühendisleri; köprü, baraj gibi büyük projelerden, en küçük bir aracın üretildiği yerlere kadar uzanan geniş bir alanda çalışma olanağına sahiptirler. Hemen her fabrika makine mühendisi çalıştırır. Makine mühendisleri, kendi adına işyeri açma olanağına sahiptirler. Özellikle mekanik tesisat sistemlerinin projelendirilmesi ve uygulanması alanlarında makine mühendislerine ihtiyaç duyulmaktadır. Makine mühendisleri kendi işlerini kurma olanağına sahiptirler.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
 
Mesleğin eğitimi, liseden sonra Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile girilen üniversitelere bağlı mühendislik ve mühendislik-mimarlık fakültelerinin "Makine Mühendisliği" bölümlerinde verilmektedir.
 
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
 
Bölüme girebilmek için Öğrenci Seçme Sınavında (ÖSS) yeterli “Sayısal (SAY)” puan almak gerekmektedir.

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
 
Mesleğin eğitim süresi 4 yıldır. Eğitim süresince; ilk yıllarda, Matematik, Fizik, Kimya, Geometri, Teknik Resim gibi temel dersler, sonraki yıllarda ise, Isı Transferi, Mekanik, Makine Elemanları, Makine Tasarımı, Nükleer Enerji, Mukavemet, Motorlar, İmalat Yöntemleri, Termodinamik ve Enerji Dönüştürüm Sistemleri konularında dersler okutulmaktadır. Dersler uygulamalı (pratik) ve kuramsal (teorik) olarak sürdürülür. Ayrıca, yaz aylarında staj zorunluluğu vardır.

MESLEKTE İLERLEME
 
Makine mühendisliği eğitimini tamamlayanlar alanın belli bir dalında uzmanlaşabilirler. Meslek eğitimini tamamlayanların işletme alanında yüksek lisans eğitimi yapmaları durumunda özellikle, özel sektörde yönetici olarak çalışma olanakları bulunmaktadır. İsteyenler akademik kariyer yapabilirler.

BENZER MESLEKLER: Makine teknikerliği, otomotiv mühendisliği. Bakim Onarim Mühendisi,  Uygulama Mühendisi (Makine Üretim), Arastirma – Gelistirme Mühendisi

BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
 
- Öğrenciler, eğitimleri süresince, çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından sağlanan kredi ve burslardan faydalanabilirler.

- Kamu kesiminde çalışanlar 657 sayılı Devlet Memurları Yasasına göre teknik eleman olarak maaş ve yan ödeme almaktadırlar. Aldıkları ücret, asgari ücretin en az 3- 4 katı kadardır. Özel kesimde çalışanlar, alanlarında çok iyi yetişmek şartıyla yüksek ücret alabilmektedirler.